Köy Enstitülerinin 86. Yılı Ankara’da Coşkuyla Kutlandı
- Metehan KARAKAYA

- 19 Nis
- 3 dakikada okunur
Cumhuriyetin en önemli aydınlanma projelerinden biri olan Köy Enstitülerinin 86. kuruluş yıl dönümü, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen etkinlikle anıldı. İzlencede konuşmacılar Köy Enstitülerinin eğitimdeki tarihsel rolüne dikkat çekerek günümüz eğitim politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Köy Enstitülerinin 86. kuruluş yıl dönümü, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen etkinlikle kutlandı. İzlence, Çankaya Belediyesi’nin yanı sıra Hasanoğlan Atatürk Öğretmen Okulu Mezunları Derneği, İsmail Hakkı Tonguç Belgeliği Vakfı, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, Cumhuriyet Gazetesi ve Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Ankara Şubesi’nin katkılarıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşmacılar Köy Enstitülerinin Türkiye’nin eğitim tarihinde bıraktığı izleri ve günümüz eğitim sistemine yönelik değerlendirmelerini paylaştı.
Halkın ‘Tonguç Baba’sı
İzlencenin açılış konuşmasını Cumhuriyet gazetesi yazarı Işık Kansu yaptı. Konuşmasında Köy Enstitülerinin kuruluş sürecine ve bu kurumların ortaya çıkardığı aydın kuşağa değinen Kansu, enstitülerin kapatılmasının ardından bu projeye emek veren isimlerin büyük baskılara maruz kaldığını ifade etti. Kansu, eğitimci-yazar Fakir Baykurt’un sözlerini hatırlatarak şu ifadeleri aktardı: “Sen misin köyleri aydınlatan, sen misin halka hizmet etmeye çalışan… Ölüm bir bakıma çok hafif bir cezadır; ölür kurtulursun. Bir de öldürmeyip çektirmek vardır. Her gün biraz daha fazla acı çektirerek, kapanmak üzere olan yaraları yeniden kanatarak çileyi uzatmak vardır” dedi.
Kansu, konuşmasının devamında Köy Enstitülerinin düşünsel temelini oluşturan isimleri anarak şunları söyledi: “Bütün bu eziyetlere karşın bugün İsmail Hakkı Tonguç, halkın ‘Tonguç Baba’sı olarak anılıyor. Köy Enstitülerinin düşünce babası Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü, Milli Eğitim Bakanları Saffet Arıkan ve Hasan Ali Yücel’i ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u saygı ve minnetle anıyoruz. Bayramımız kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

Umutlarımızı Diri Tutmak Zorundayız!
Etkinlikte söz alan Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Ankara Şube Başkanı Ahmet Tan ise konuşmasına son günlerde yaşanan şiddet olaylarına değinerek başladı. Tan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için başsağlığı dileğinde bulunarak konuşmasında eğitim alanındaki sorunlara dikkat çeken Tan, “Yaklaşık çeyrek yüzyıldır süren AKP iktidarının ülkemizi hayatın tüm alanlarında getirmiş olduğu kötü durum ne yazık ki okullarımızda öğrenci, öğretmen ve velilerimizin can güvenliğinin ortadan kalkması noktasına ulaşmıştır. Buna rağmen ülkemizi otoriter yönetim anlayışından kurtarmak ve cumhuriyetimizi yeniden ayağa kaldırmak için umutlarımızı diri tutmak zorundayız” şeklinde konuştu.
Köy Enstitülerinin Türkiye için özgün bir eğitim modeli olduğunu vurgulayan Tan, “Eğitim temel bir insan hakkıdır. Köy enstitülerinde uygulanan çok yönlü, üretici, karma ve dayanışmacı eğitim anlayışından günümüzde de yararlanmanın yollarını bulmamız gerekiyor” dedi.
Tan ayrıca Cumhuriyetin ilk yıllarındaki eğitim tablosunu hatırlatarak Köy Enstitülerinin bu soruna nasıl çözüm getirdiğini şu sözlerle anlattı: “Cumhuriyet kurulduğunda 40 bin köyün yalnızca 5 bin 400’ünde ilkokul vardı ve sadece 6 bin 500 öğretmen görev yapıyordu. Yani 35 bin köyde okul ve öğretmen yoktu. 1940 yılında kabul edilen Köy Enstitüsü Kanunu ile Türkiye genelinde 21 Köy Enstitüsü açıldı ve 1940–1954 yılları arasında yaklaşık 17 bin öğretmen ile 1500 sağlık memuru yetiştirildi” ifadelerini kullandı.

Başarıya Ulaşmış Bir Model: Köy Enstitüleri
Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal Atıcı da konuşmasında Türkiye’deki eğitim politikalarını eleştirerek Köy Enstitülerinin eğitim anlayışının bugün de yol gösterici olduğunu belirtti. Atıcı, “Ülkemizde 70 yıldır uygulanan yanlış politikaların sonuçlarını bugün acı biçimde yaşıyoruz. Eğitim sistemi dinselleştirme, bilimsel eğitimden uzaklaştırma ve özelleştirme gibi birçok tehditle karşı karşıya” dedi.
Atıcı, Milli Eğitim politikalarına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün uygulanan bazı projelerle eğitim sistemi büyük zarar görmüştür. Oysa geçmişte denenmiş ve başarıya ulaşmış bir model vardı: Köy Enstitüleri. Eğitim sistemimizin içinde bulunduğu bu çıkmazdan ancak köy enstitülerinin eğitim ilkeleri ve aydınlanmacı anlayışıyla çıkabileceğine inanıyoruz” dedi.
Köy Enstitülerinin eğitimde eşitlik ve fırsat yaratma açısından önemli bir model olduğunu söyleyen Atıcı, “Köy enstitülerinde laik, bilimsel, parasız, karma ve demokratik eğitim uygulanıyordu. Yoksul ama yetenekli çocuklara devlet sahip çıkıyor, onları giydiriyor, okutuyor ve ülkenin öğretmeni olarak yetiştiriyordu. Bu model aynı zamanda aydınlanmacı bir toplum ve kalkınma projesiydi” dedi.

Bayramımız Kutlu Olsun
Konuşmaların ardından Prof. Dr. Oğuz Makal’ın hazırladığı “Kayıp Sağlıkçılar” adlı belgeselin gösterimi gerçekleştirildi. Teknik aksaklıklar nedeniyle planlanan Köy Enstitüleri konulu animasyon film gösterilemezken, izlence belgesel gösterimi ve Müzik Öğretmenleri Derneği Ankara Mandolin Topluluğu’nun marş ve müzik dinletisiyle devam etti.
Etkinlik, salondaki katılımcıların hep birlikte İzmir Marşı ve Gençlik Marşı’nı söylemesiyle sona erdi.


