top of page

ATATÜRKÇÜ GENÇLERDEN ORTAK TEPKİ: “KÖPRÜ VE OTOYOLLAR ÖZELLEŞTİRİLEMEZ”

  • Yazarın fotoğrafı: Metehan KARAKAYA
    Metehan KARAKAYA
  • 22 Şub
  • 3 dakikada okunur

 

Eskişehir’de İlerici Cumhuriyet Birliği ile İşçi Öğrenci Birliği, köprü ve otoyolların 25 yıllığına özel sektöre devredileceği iddialarına karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, özelleştirmenin ulaşım maliyetlerini artıracağı ve kamu yararını zedeleyeceği savunuldu.


ATATÜRKÇÜ GENÇLERDEN ORTAK TEPKİ: “KÖPRÜ VE OTOYOLLAR ÖZELLEŞTİRİLEMEZ”

Eskişehir’de iki sivil oluşum, kamuoyunda gündeme gelen köprü ve otoyolların özelleştirilmesi planlarına karşı ortak açıklama yaptı. 22 Şubat 2026’da eski adıyla Kanatlı AVM olarak bilinen ECAN Alışveriş Merkezi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, kamuya ait stratejik ulaşım altyapısının özel sektöre devredilmesine tepki gösterildi.

 

“Yıllık Kâr 600 Milyon Dolar”

Basın açıklamasında ilk sözü alan İlerici Cumhuriyet Birliği adına Irmak Ayşe Demirel, yapımı ve bakımı halkın vergileriyle finanse edilen bazı köprü ve otoyolların 25 yıllığına özel sektöre devredilmek istendiğini belirtti. Demirel, devre konu olduğu ifade edilen projeler arasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü (Boğaziçi Köprüsü), Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Anadolu Otoyolu ve Adana-Gaziantep Otoyolunun bulunduğunu söyledi.


ATATÜRKÇÜ GENÇLERDEN ORTAK TEPKİ: “KÖPRÜ VE OTOYOLLAR ÖZELLEŞTİRİLEMEZ”

İki köprü ve yedi otoyolun yıllık kârının yaklaşık 600 milyon dolar olduğunu öne süren Demirel, işletme giderlerinin gelirin yüzde 5’ine dahi ulaşmadığını ifade etti.

 

“Özelleştirmenin Bedelini Halk Öder”

Açıklamada, özelleştirmenin yalnızca teknik bir ihale süreci olmadığı vurgulandı. Köprü ve otoyolların kamu hizmeti üretmek amacıyla inşa edildiği belirtilerek, “Devretme adı altında atılacak her adım kamu yararı ile özel kâr arasında bir tercih anlamına gelir” denildi.



Demirel konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Özel işletmeye devredilen ulaşım altyapılarında geçiş ücretleri hızla artmakta, Artan ulaşım maliyetleri, lojistik giderleri üzerinden pazara, markete ve temel tüketim maddelerine yansımakta, Sonuçta bedeli yine halk ödemektedir. Ulaşımda yapılacak her artış, zincirleme biçimde hayatın her alanına sirayet eder. Bu nedenle konu, yalnızca araç sahiplerini değil; toplumun tamamını ilgilendiren bir meseledir”

 

“Geçmiş Örnekler Endişe Yaratıyor”

Açıklamada daha önce yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirilen projelere de değinildi. Osmangazi Köprüsü ve Avrasya Tüneli örnek gösterilerek, kamu bütçesinden yapılan garanti ödemelerinin uzun vadeli mali yük oluşturduğu ifade edildi. Kısa vadeli bütçe gelirleri uğruna uzun vadeli ekonomik risklerin alındığı öne sürülürken, döviz bazlı garanti ödemelerinin kamu maliyesine baskı oluşturabileceği kaydedildi.

 

“Cumhuriyetin Kurucu Felsefesi Kamucu Yaklaşımı Savunur”

Açıklamada, Cumhuriyet’in kurucu anlayışının stratejik altyapının kamuda kalmasını esas aldığı ifade edildi. Ulaşım, enerji ve haberleşme gibi alanların piyasa koşullarına terk edilmemesi gerektiği savunularak, devletin temel hizmetlerde doğrudan sorumluluk üstlenmesi gerektiği dile getirildi.


İktidara çağrıda bulunulan açıklamada şu talepler sıralandı:

-Kamuya ait köprü ve otoyolların özel işletmelere devredilmemesi

-Ulaşım politikalarının kamu yararı odaklı yürütülmesi

-Süreçlerde şeffaflık ve hesap verilebilirliğin esas alınması

-Toplumsal maliyet doğuracak uygulamalardan kaçınılması

 

İCB adına konuşan Irmak Ayşe Demirel’in açıklaması, “Köprüler halkındır, halkın kalacak” ve “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganlarıyla sona erdi.

 

Kanal İstanbul ve Maden Uyarısı

İşçi Öğrenci Birliği adına konuşan Veysel Onur Gedik ise özelleştirme tartışmalarının yeni olmadığını belirterek, 1983 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal döneminde de benzer girişimlerin gündeme geldiğini hatırlattı.


ATATÜRKÇÜ GENÇLERDEN ORTAK TEPKİ: “KÖPRÜ VE OTOYOLLAR ÖZELLEŞTİRİLEMEZ”

Gedik, köprü geçiş ücretlerinin artabileceğini savunarak, stratejik geçiş noktalarının işletmesinin devrinin kriz ve afet dönemlerinde risk oluşturabileceğini ileri sürdü. Ayrıca 2012’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın köprülerle ilgili açıklamasını hatırlattı. Konuşmasında Kanal İstanbul projesine de değinen Gedik, projenin çevresel ve ekonomik riskler barındırdığını savundu. Tatlı su kaynakları, tarım alanları ve deprem riski konusunda uyarılarda bulunarak bu projenin İstanbul’a ve Türkiye’ye fayda sağlamayacağını ve fayda sağlayacak olanlar; finans çevreleri ve büyük sermaye gruplarıdır dedi.

 

“Eskişehir Halkını Dikkatli Olmaya Çağırıyoruz”

Açıklamada Eskişehir’de çıkarılması planlanan nadir toprak elementleri de gündeme getirildi.

“Bu madenlerin ham madde olarak ihraç edilmesi durumunda hem çevresel hem de ekonomik kayıplar yaşanabileceği toprağımızı sömürge gibi kullandırırsak, kendi kaynağımızı bize pahalıya satarlar. Bu yüzden özellikle Eskişehir halkını dikkatli olmaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Son olarak 2026 yılında perakende sektöründe yaşanan işçi direnişlerine değinilerek, emeğin ve alın terinin korunması gerektiği vurgulandı. Basın açıklaması, kamu varlıklarının korunması çağrısıyla sona erdi.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page