Ankara’da “Unutulmaz Gelecek: Köy Enstitüleri” Sergisi
- Metehan KARAKAYA

- 29 Nis
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 30 Nis
Mimar Tezcan Karakuş Candan’ın Köy Enstitülerinden ilhamla hazırladığı “Unutulmaz Gelecek: Köy Enstitüleri” sergisi Ankara’da sanatseverlerle buluştu. Sergide, Köy Enstitülerinin Cumhuriyet’in aydınlanma mirası açısından önemine dikkat çekildi.

Ankara’da bulunan Nurol Sanat Galerisi’nde mimar Tezcan Karakuş Candan’ın “Unutulmaz Gelecek: Köy Enstitüleri” adlı resim sergisinin açılışı gerçekleştirildi. 28 Nisan – 9 Mayıs tarihleri arasında ziyaret edilebilecek sergide, Anadolu’nun farklı bölgelerindeki Köy Enstitüsü yapıları sanatçının yorumuyla tuvallere yansıtıldı. Yaklaşık yedi ayda tamamlanan eserler sanatseverlerin ilgisine sunuldu.
Serginin açılışına sanat yazarı ve küratör İbrahim Karaoğlu ile gazeteci Çiğdem Toker başta olmak üzere çok sayıda sanatsever katıldı. Açılışta konuşan küratör Karaoğlu, Köy Enstitülerinin Türkiye’nin kültürel ve toplumsal gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.

“Bizim için bir kutup yıldızı”
Karaoğlu konuşmasında, mimar Tezcan Karakuş Candan’ın üretkenliğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Tezcan Hanım denince aklımıza eylem geliyor. Onda gerçekten de eylem neredeyse her şey. Çünkü kendi varoluşunu sınırlarını bir şeyler üreterek ve onları bizimle buluşturarak tanımlıyor. Köy Enstitüleri bizim cumhuriyetçi, demokratik, özgürlükçü ve barışçıl insanlar olmamızın en temel mekânlarını oluşturuyor ve hâlâ bizim için bir kutup yıldızı.”
Köy Enstitülerinin eğitim anlayışına da değinen Karaoğlu, bu kurumların insan ilişkilerinde sevgi ve dayanışmayı öne çıkaran bir miras bıraktığını belirterek, “Ben Köy Enstitüsü denince önce bize sevgiyle dokunan insanlar geliyor. Tezcan’ın bu resimleri de o yitikliği tamamlamasa da onunla aramızdaki mesafeye izin vermiyor. Bu nedenle büyük bir heyecanla buradayız” dedi.
“Köy Enstitülerini hatırlamak gerekiyor”
Serginin sanatçısı Tezcan Karakuş Candan ise eserleri üretirken Köy Enstitülerinin emek ve dayanışma ruhunu hissetmeye çalıştığını ifade etti. Candan, resimlerde yalnızca mimari yapıları değil, o yapıların ardındaki emeği ve ruhu yansıtmayı amaçladığını söyledi.

Candan konuşmasında, “Bu resimleri yaparken binaların çocukların emeğiyle şekillendiğini hissetmek ve onlara sevgiyle dokunmak istedim. Cumhuriyet, 11–12 yaşındaki çocukların kendi eğitimlerini alabilecekleri binaları yapabilme özgüvenini veren bir rejimdi. Bugünün Türkiye’sinde yaşananlar üzücü ama Köy Enstitülerini hatırlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Köy Enstitülerinin yalnızca birer bina olmadığını vurgulayan Candan, “Siz o yerleşkelerde bugün çocuk okutmak isteseniz dünya kadar para vermek zorundasınız. Oysa o dönem bu yerleşkeler öğrencilerin emeğiyle kurulmuştu. Bu sergiyle o ruhu yeniden hatırlatmak istedim” dedi.
Sanatçı ve küratörün konuşmalarının ardından ziyaretçiler sergide yer alan eserleri gezerek Köy Enstitülerinin tarihsel ve kültürel mirasını sanat aracılığıyla yeniden keşfetme fırsatı buldu.












