Milli Egemenlik Tehdit Altında Mı? Milli Düşünce Merkezi’nden Tarihi Uyarı
- Arda ÇELİK

- 20 Nis
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 21 Nis
Milli Düşünce Merkezi (MDM), "Millî Egemenlik Olmasaydı?" başlıklı panelinde Türkiye’nin üniter yapısına, hukuk sistemine ve ulusal kimliğine yönelik güncel tehditleri masaya yatırdı. MDM Genel Başkanı Hakan Paksoy’un açılış konuşmasını yaptığı, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un yönettiği panelde, sunumlarıyla Prof. Dr. İskender Öksüz, E. Büyükelçi Halil Akıncı, Av. Şule Nazlıoğlu Erol Türkiye’nin bir “kimlik ve beka krizi” içinde olduğu vurgulandı.

Milli Düşünce Merkezi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde, 18 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da dikkat çekici bir panel düzenledi. Ulusal egemenliğin kaybı durumunda Türkiye’nin karşılaşacağı senaryoların tartışıldığı etkinlikte; ulus devletin temelleri, kumpas davalarının orduya etkisi ve Türk dünyasıyla stratejik iş birliği gibi kritik başlıklar ele alındı.
“PARTİ DEVLETİ, MİLLİ EGEMENLİK TEHDİDİR”
Sadi Somuncuoğlu’nun videolu kesitini izleterek konuşmasına başlayan MDM Genel Başkanı Hakan Paksoy, Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısına değinerek ve Ayla Öğretmene rahmet dileyerek konuşmasını sürdürdü.

Paksoy neyin milli egemenlik tehdidi olduğunu ise şöyle ifade etti:
“Milli Eğitimde yaşananlar milli egemenlik tehdidi. Hayallerini kaybeden, mutluluğuna kaybeden gençlerimiz de milli egemenlik tehdidi… Dış politikada izlediğimiz strateji milli egemenlik tehdidi, uluslararası ilişkide kayıt dışı diplomasi milli egemenlik tehdidi… Rahmetli Sadi Ağabey’in uyardığı, tek adama teslim edilemez devlet, parti devleti olamaz dediği durum da milli egemenlik tehdidi… Hileli, kirli bir referandumla bu sistemi bizi geçirenler yeniden eski sisteme geçmeyi düşünüyorlar. Bu da milli egemenlik tehdidi…”
Paksoy’un konuşmasının ardından, Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haydar Çakmak ve İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı E. Tümgeneral Rafet Kılıç’ın selamlama konuşmaları sonrası panel konuşmacılarının sunumlarına geçildi.
MİLLİ EGEMENLİK VE DİL
Prof. Dr. İskender Öksüz “Millî Hakimiyet – Millî Devlet” konulu sunumunda ulus devlet yapısının korunmasında dilin merkezi rolüne değindi. Öksüz, dilin ve kültürün iki boyutu olduğu belirterek bu boyutların zaman ve mekân olduğunu belirtti. Ülkede ortak-yüksek kültür kurulması için, mekân içinde aynı dil konuşulması gerektiğini ileri sürerken nesillerin kültürü gençlere aktarabilmesinin ise zaman içinde gerçekleştiğini ortaya koydu. Batı ülkelerinden de örnekler veren Öksüz, Türkiye’de milli eğitimin ve dil birliğinin zayıflatılmasının devletin geleceğini tehlikeye attığını savundu.
Öksüz, devlet yönetimindeki algı hatalarının yol açabileceği felaketleri ise çarpıcı bir örnekle şöyle dile getirdi:
“1976’da Antalya’ya giden bir uçağın pilotu ‘Pistin ışıklarını görüyorum’ diyerek yanlış yere inmeye çalışmış ve 154 kişi can vermişti. Şimdi soruyorum: 86 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti’ndeki pilot, pistin ışıkları diye başka şeyler görürse biz nereye çakılırız ve ne kadar zayiat veririz?”

TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK OLARAK YALNIZLIĞI
Türk Devletleri Teşkilatı’nın Kurucu Genel Sekreteri Emekli Büyükelçi Halil Akıncı, Atatürk’ün dış politikadaki ilkelerini ve uygulamalarını ele alarak başladığı konuşmasında, Türkiye’nin bugünkü jeopolitik yalnızlığına dikkat çekti. Dış politika ve Türk dünyası ekseninde yaptığı değerlendirmede, Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir zaman tarih sahnesinden kaybolmayan tek Türk devleti olduğunu vurgulayan Akıncı, bugün ise Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk olma niteliğini kaybetme olasılığını önümüze getirildiğini belirtti.
Suriye politikasının Türkiye’ye faturasının 275 milyar dolar olduğunu da değinen Akıncı, bölgedeki hataların sınırda bir “Kürt oluşumu” yarattığını savını öne sürdü. Akıncı, Türk dünyasıyla iş birliğinin romantik bir hayal değil, “dağılmaya karşı bir zaruret” olduğunu vurguladı.
“KUMPAS DAVALARI MİLLÎ EGEMENLİĞİ HEDEF ALDI”
Balyoz davası sürecindeki hukuk mücadelesiyle tanınan Av. Şule Nazlıoğlu Erol, askerî davaların arkasındaki asıl amacın “Türk ordusunun kurmay aklını tasfiye etmek” olduğunu söyledi. Başlattığı “Adalet Nöbeti” sürecini ve o dönemde siyasi partilerin takındığı tutumları eleştiren Erol, “Bu davalar millî egemenliğimize atılmış en büyük darbedir; en gizli harekât planlarımız yabancı güçlerin eline geçmiştir.” dedi.
Erol geleceğe dair kararlılığını ise şu sözlerle vurguladı:
“49 senemi hukuk mücadelesinde sürdürüyorum ve kendime çok iyi bakıyorum; çünkü bir gün bana tekrar ihtiyaç olacağını biliyorum ve o günlerin yakın olduğunu hissediyorum. Biz Türk kadınlarıyız; yerimizi alırız, en kötü ihtimalle kafamıza sıkar gideriz ama bu vatanı bırakmayız. Gençlerinize bunları anlatın, kötüye kötü demeyi öğrensinler.”
“YENİDEN ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ”
Panelin kapanış konuşmasını yapan Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, mevcut siyasi atmosferi sert bir dille eleştirdi. Millî egemenliğin ekonomik boyutuyla da kaybedildiğini, fabrikaların ve stratejik alanların yabancılara satıldığını ifade etti. “Bu devlet Türklerin kurduğu Türk devletidir ve bu devlete ortak arayanlara karşı yakalarına yapışmamız lazım.” diyerek tepkisini dile getiren Ercilasun, tüm olumsuzluklara rağmen Türk milletinin Ulusal Kurtuluş Mücadelesi döneminde olduğu gibi bu “kabustan” çıkacak iradeye sahip olduğunu belirterek konuşmasını noktaladı.

NOT: Panel fotoğraflarını Metin Emre Kuşçu çekti.






