top of page

KOMÜNİST MANİFESTO ÜZERİNE NOTLAR

  • Yazarın fotoğrafı: Arda ÇELİK
    Arda ÇELİK
  • 5 Ağu 2024
  • 3 dakikada okunur

Yazı boyunca yollama yapılan sayfalar için:

Karl Marx-Frederick Engels, Komünist Manifesto, Bilim ve Sosyalizm Yayınları, 11. Baskı, Temmuz 2018, Çevirenler: Mihri Belli, Erdoğan Berktay, Süleyman Ege, Pertev Naili Boratav, Korkut Boratav. 

Merhaba Arkadaşlar.


Bugün Komünist Manifesto’yu, Karl Marx ve Frederick Engels’in onlarca dilde binlerce baskı yapan; dünyanın en çok okunan kitaplarından olan bir başyapıtını değerlendireceğiz. Kitabı başyapıt yapan şeyin ne olduğuna biraz daha yakından bakalım.


Karl Marx-Frederick Engels, Komünist Manifesto, Bilim ve Sosyalizm Yayınları, 11. Baskı, Temmuz 2018, Çevirenler: Mihri Belli, Erdoğan Berktay, Süleyman Ege, Pertev Naili Boratav, Korkut Boratav. 

Siyasete, toplumsal gelişmelere ve sosyalizme ilgimizin arttığı; bir biçimde tartışmalara kulak verdiğimiz zamanlarda kulağımıza çalınan ve yer edinen sözleri gelin bir anımsayalım.


“Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor. Komünizm hayaleti!” (s.19)

“Toplumların tarihi sınıf savaşımları tarihidir.” (s.20)

“Komünistlerin hemen ulaşmak istedikleri hedef: Proletaryanın bir sınıf olarak örgütlenmesi, burjuva egemenliğinin devrilmesi, politik iktidarın proletarya tarafından ele geçirilmesi.” (s.34)

“İşçilerin vatanı yoktur.” (s.40)

“Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yoktur. Kazanacakları bir dünya var.” (s.57)

“Bütün ülkelerin işçileri birleşiniz!” (s.57)



İşte tüm bu sözler; Komünist Manifesto’nun yalın ve net dilinden çıkan, duyulduğu andan itibaren beyinde şimşekler çaktıran ve kuramın yakıcılığına bizi sürükleyen sözlerdir. Çoğu zaman bağlamından koparılmış, anlam bütünlüğü kaybettirilmiş biçimde konuşmalarda kullanılır ve tartışmaların karşı çıkılamaz argümanı biçiminde sunulur. Hatta öyle çok dolaşımdadır ki genel geçer doğrular olarak kavranır, metin ile bağı unutulur. Başyapıtların bir özelliği de budur: Anonimleşmek, genel bir doğruya dönüşmek. Bugün, Komünist Manifesto’nun güncelliği saptamalarının bugünkü koşullara da karşılık düşmesinin yanı sıra söz açtığımız bu etkide gizlidir.

 

Bizler, metin ile bağımızı koparmadan, metnin kendi iç gelişimini kavrayarak bugüne uzanacağız. Bunu yaparken ise düşünümüzde yer edinen şablonlardan kopmayı da ihmal etmeyeceğiz.

Manifesto’nun 4 bölümden oluşumu, bize bir izlek sunmaktadır.


I. “Burjuvalar ve Proleterler” adlı bölüm burjuvazinin ve proletaryanın; sermaye sahibi ve işçi sınıfının doğuşunun tarihsel sürecini bizlere anlatır. Tarihsel materyalizmin kavrayışını bizlere sunar.

II. “Proleterler ve Komünistler” adlı bölüm işçi sınıfının ideolojisi olan bilimsel sosyalizmin hedeflerini, (tek cümlede özetleyecek olursak, özel mülkiyetin ortadan kaldırılması, s.35) bizlere anlatır. Komünizme yöneltilen ideolojik saldırılara açıklıkla yanıt verir.

III. “Sosyalist ve Komünist Yazın” adlı bölüm çatı bir kavram olarak sosyalizmin altında kümelenen yaklaşımları, eksiklerini ve sınıfsal dayanaklarını bize anlatır. Bilimsel sosyalizmin ne olmadığını ortaya koyar.

IV. “Komünistlerin Bugünkü Çeşitli Muhalefet Partileri Karşısındaki Durumu” adlı bölüm ise birkaç sayfada da komünistlerin mülkiyet sorununu hareketin temel sorunu olarak ön plana aldıklarını ama tüm devrimci hareketi desteklediklerini/destekleyebileceklerini aktarır.


Bu izlek, bilimsel sosyalist gözle olgulara nasıl yaklaşacağımızı da gösterir.

I. Tarihsel gelişimi ele al

II. Mülkiyet ilişkilerini sapta, sınıfsal çözümlemeyi yap

III. Sosyalizm adına gerçekleşen savrulmalardan kaçın

IV. Siyasetini belirle

Tüm bu yönleriyle, insanlığın sınıfsız sömürüsüz dünyasına ulaşana kadar düşün ve eylem kılavuzumuzun yalın bir anlatımı bizlere sunar.

 

1872, 1882, 1883, 1888, 1890, 1892 ve 1893 tarihli önsözler ise yeni gelişmeler karşısında düşünün ve eylemin devinmesi gerektiğini canlı örneklerini oluşturur.


1872 Tarihli Almanca Baskıya Önsöz’de “Manifesto’nun kendisinde de belirttiği gibi, ilkelerin pratikte kullanılması her yerde ve her zaman o günün tarihsel koşullarına bağlıdır” biçiminde belirttiği gibi ana ilkeyi gözler önüne serer.  


1882 Tarihli Rusça Baskıya Önsöz’de “Rus obshchina’sı doğrudan doğruya komünist mülkiyetin üst biçimine geçebilir mi?” sorusunu sormuştur. Nitekim ne Marx ne Engels görmüş olsa da Avrupa’da beklenen devrim Rusya’da gerçekleşmiştir.


1883 Tarihli Almanca Baskıya Önsöz’de Marx’a ait olan, Manifesto’nun baştan sona dokusunu oluşturan temel düşünce en özet biçimiyle bizlere sunulmuştur. Gelin temel düşünceye birlikte bakalım. (s.63)


1888 Tarihli İngilizce Baskıya Önsöz’de bu temel düşüncenin Marx’a ait olduğu yeniden vurgulanır. (s.67)


Diğer önsözler de farklı dillere çevrilen Manifesto’nun; kapitalizmin geliştiği ülkelerde işçi sınıfının ekmek kadar su kadar bilimsel sosyalizme duyduğu gereksinime karşılık düştüğü belirtilmiştir.

 

İnsanlık tarihinin Orta Çağ’dan kopup Burjuvazi Çağı’na geçişi, bir başka deyişle kapitalizmin doğuşunun bizlere sunduğu manzara şudur: 

“…katı olan ne varsa buharlaşıyor, kutsal olan ne varsa murdar ediliyor, ve insan ensonu yaşamın gerçek koşullarıyla ve öteki insanlarla ilişkileriyle doğrudan yüzleşmek zorunda bırakılıyor.” (s.23-24)

 

İşte bu 70-80 sayfalık metin tüm zenginliği ile “işçi sınıfının kurtuluşunun, işçi sınıfının kendi eseri olması” (s.67) için verilen mücadelenin tarih sahnesine çıktığı yıllarda yazılmış; yazıldığı günden bugüne de yol gösterici olmayı sürdürmüştür…

bottom of page