top of page

J. ONB. SÜLEYMAN AYDIN 15 AĞUSTOS 1984

  • Yazarın fotoğrafı: V. Murat TULGA
    V. Murat TULGA
  • 15 Ağu
  • 4 dakikada okunur
Yıl 1984, aylardan Ağustos’tu. 15 Ağustos 1984... Karanlık basmıştı, saat 21:30’du.  Siirt/Eruh İlçe Jandarma Karakolu…    Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın bu karakolda askerliğini yapıyordu. Ailedeki dört kardeşin en büyüğüydü. Erzincanlıydı. Askerliği bitirdikten sonra öğretmen olmak istiyordu. 8 aylık askerdi... - Galeati Yayıncılık Sahibi V. Murat Tulga yazdı...
Süleyman Aydın (7 Aralık 1964 - 15 Ağustos 1984), terörle mücadelenin ilk şehidi, saygıyla anıyoruz.

Sevgili gençler, bu yazıyı sizler için kaleme alıyorum. Her şeyi bizden daha iyi biliyorsunuz, bizlerden daha iyi yapıyorsunuz, istediğiniz zaman her şeyi google’a, chatgpt’ye pat diye sorup buluyorsunuz, bunların hiçbirinden en ufak bir şüphemiz yok ama birkaç önemli hususu, 15 Ağustos yaklaşıyor diye dikkatinize sunayım, belki ilginizi çekerim dedim.

15 Ağustos’ta ne olmuş ki diyebilirsiniz…?


Tavsiyemdir, bazı isimleri bazı tarihleri asla unutmayın. Çünkü bu isimler öyle bir acıyı çağrıştırır ki üzüntüden içiniz kavrulur, bu tarihler öyle bir kazınmıştır ki asla sökemezsiniz, atamasınız. Karşınıza çıkar durur.


İşte bu yüzden unutmayın diyorum ve ekliyorum;

“Bastığınız yerleri toprak diyerek geçmeyin tanıyın ve bu toprakların altında kefensiz yatanları da çok sık düşünün …”


Yıl 1984, aylardan Ağustos’tu. 15 Ağustos 1984... Karanlık basmıştı, saat 21:30’du.

Siirt/Eruh İlçe Jandarma Karakolu…


Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın bu karakolda askerliğini yapıyordu. Ailedeki dört kardeşin en büyüğüydü. Erzincanlıydı. Askerliği bitirdikten sonra öğretmen olmak istiyordu. 8 aylık askerdi, ilk günlerin acemiliğinden kurtulmuş artık karakolda başarılı, güvenilir bir er olmuştu. İlçe Jandarma Karakolu’nun dış dünya ile iletişiminin sağlandığı, karakola gelen giden evrakların kaydedildiği, alındığı ve gönderildiği, telsiz muhaberesinin yönlendirildiği kısaca karakolun haber ağının yönetildiği Muhabere Merkezinde görevliydi. Esasında o gün de diğerlerinden farklı bir gün değildi, yoğun biçimde günlük rutin faaliyetler devam ediyordu.


Sonra bir cayırtı koptu, karakol basılmıştı, Süleyman Onbaşı, görevinin gereği olarak durumu derhal ilgili üst komutanlığa rapor etmek durumundaydı. Telsizin başına geçti, irtibat kurmaya çalışırken hain bir mermi isabet etti, oracıkta düştü. Şehit oldu. Bu saldırıda komutanı Jandarma Astsubay Çavuş Memiş Arıbaş’da yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı, daha mesleğinin baharında olan genç astsubayımız da kurtarılamadı, kaldırıldığı hastanede hayatını müteakip günlerde kaybetti.


Eruh İlçe Jandarma Karakolu terör örgütü PKK tarafından basılmıştı. Türkiye bu kanlı örgütle tanışıyordu. Sadece Eruh değil aynı gün Şemdinli’de de eş zamanlı bir baskın olmuştu. Saldırıların talimatı bebek katili Abdullah Öcalan tarafından verilmiş, Siirt’in Eruh ilçesine yönelik saldırıların liderliğini Mahsum Korkmaz, Hakkâri’nin Şemdinli ilçesine düzenlenen saldırının liderliğini ise Abdullah Ekinci üstlenmişti. Teröristler Jandarma birliğine ait çok sayıda silah, mühimmat ve malzemeyi gasp etti. PKKlı teröristler, her iki ilçeyi de kısa bir süre kontrol altında tutarak ilçe meydanlarında, yöre kahvehanelerinde ve cami minarelerinden propaganda yaptı. Ayrıca, Ziraat Bankası’nı soymak amacıyla banka personelinin evlerine baskın düzenlediler. Bu olay, terör örgütü PKK’nın gerçekleştirdiği ilk büyük katliamdı.


Müteakiben katliamların, saldırıların ardı kesilmedi. Bu mücadelede günümüze kadar binlerce şehidimiz var… (Hem güvenlik kuvvetlerinden, hem de kadın, çocuk ve bebeklerin de dahil olduğu sivil vatandaşlarımızdan…)


Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın, ilk şehidimiz olarak kayıtlara geçti. Kader işte, aynı isimli Jandarma Uzman Çavuş Süleyman Aydın’da tam otuz dört yıl sonra 2018 yılında, Batman’da, yol yapımı çalışmasının emniyetini sağlayan askerlerin bulunduğu zırhlı askeri aracın geçişi sırasında, PKK’lı teröristlerin asfaltın altına tuzakladıkları el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit düştü. Kader iki Süleyman Aydın için aynı şekilde tecelli etmiş, terör örgütüne karşı mücadele ederken iki Süleyman’da şehit olmuştu. Bu memleketin Süleymanları, kahramanları asla tükenmezdi. Ama haini de boldu.


İşte böyle gençler…


Bu yazıyı yine bir 15 Ağustos yaklaştığı için yazıyorum. Bu sefer içim daha da yanıyor onun için.


Çünkü…


Önce bu eli kanlı örgütün sözde her hangi bir suça karışmamış militanları! için Gazi Meclis’te bir “Çerçeve Yasa” çıkartılması öngörülüyor. Yine “Kök Yasa” diyenler de var. Neyin köküyse, zıkkımın kökü! her halde.


Burada suça karışmış, karışmamış terörist ayrımı yapılacakmış… Bu nasıl yapılacak, bunun bir dedektörü mü var!, şüpheli!!! Terör Örgütü mensubu olmak başlı başına bir suç değil midir?! Bunlara 5 yıllık bir siyasi yasak ön görülecekmiş ve yine adli kontrol tedbirlerleriyle takip edileceklermiş… Sonuçta dağa çıkmış, terör örgütü mensubu olmuş, terör örgütünün ekmeğini yemiş, suyunu içmiş, terör zehirini tatmış, beyinleri yıkanmış bu teröristler 5 yıl sonra tertemiz olarak aramızda olacaklar! gibi görünüyor. Ve hatta bir 5 yıl sonra siyaset yaptıklarını da göreceğiz. Bu konuya dikkat çektiğim, bir kabus senaryosunu anlattığım “smokinli terörist” adlı makaleyi de buraya koyuyorum. Vakti olana… (Yazıyı Okumak İçin Tıklayınız!)


Ve yine işin daha da acı kısmı şimdi geliyor.


Yukarıda acılarını yine ta kalbimizde hissettiğimiz Süleymanları, Alileri, Ahmetleri, Mehmetleri, Memişleri, Hasanları… nice Türk evladının şehit edilme talimatını vermiş terör örgütünün lideri bebek katili Öcalan ve onun maşası sözde üst düzey ele başları için bir statü oluşturulmak isteniyor, bu çerçeve yasa sonrası bunlar için adımlar atılması bekleniyor. Bu yüzden “kök yasa” yani, kök salacaklar, karşımıza koca bir ağaç olarak çıkacaklar. Yine Bebek katiline de “Barış Süreci Koordinatörü” makamı verilmesini öngörüyorlar... Çıkarılacak taslak yasayı İmralı’ya götürüp bir de onayını almışlar. Pes yani…


Tüm bu sürecin adına da “Terörsüz Türkiye”, bazılarınca da ısrarla “Barış Süreci” deniyor. Kiminle barışıp, kiminle ne koordine ediyorlarsa artık?


“Bu yasa 15 Ağustos’a kadar yetişsin ki bir 15 Ağustos’ta Süleyman Aydın’ın şehadetiyle başlayan bu mücadele yine bir 15 Ağustos’ta terörist başının koordinatörlüğü ile bitsin artık…” deniyor.


Söylentiler böyle. Ben teröristlerin üst düzeyli yetkilisi Duran Kalkan ile görüşen Ruşen Çakır’ın yalancısıyım. Ama Meclis tatile girmedi, harıl harıl bu yasanın meclise sunulması bekleniyor. Bir o partiye bir İmralı’ya gidiliyor. Bu yüzden bu 15 Ağustos tarihi önemli işte.


J. Onb. Süleyman Aydın’ın şehadetinin üzerinden tam 42 yıl geçmiş…


42 yılda neler olmuş neler?


Sizce de böyle mi olmalıydı?


Sizce Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın’ı hangi savaşta yitirdik ki? Böyle haince, kancıkça savaş mı olur? Bunun adı savaş değil, terördür terör!


Yine sizce Batman’a yol yapmaya çalışan görevlileri koruyan diğer Jandarma Uzman Çavuş Süleyman Aydın kimlere yol götürmek için görev icra ediyordu? Tüm bu şehitlerimiz sadece görevleri gereği bu örgütün hain hedefi olmadılar mı?


Sizce Başbağlar’da öldürülen o ufacık bebeler, onların biricik anaları, o yörenin çocuklarına eğitim vermek için göreve koşarak gelmiş Aybüke öğretmen ve nice devlet memuru ne için şehit oldular ki? Vatan, bayrak için, ülkenin bölünmez bütünlüğü için değil mi? Affetmemiz, unutmamız mümkün mü?


Ya böyle işte sevgili gençler. Biraz düşünelim, elimizi vicdanımıza koyalım. Şehitlerimizin kemikleri sızlamasın. Mesela şehit olmasaydı şimdi 60’lı yaşlarında olacak J. Onb. Süleyman Aydın’ı hep hatırlayın, olur mu? Veya öğrencilerinin biricik ablaları Aybüke Öğretmeni… Ve tek tek bu mücadele için verdiğimiz 15 bin nice şehidimizi…


Aklımızın, mantığımızın sesine kulak verelim. Allah aşkına; “Teröristle barış olur mu?”



Başta bu güzel ülkeyi, Türkiye’mizi bizlere emanet eden ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm silah arkadaşlarını, yine bu vatan için korkmadan , gözlerini kırpmadan bizler için şehit düşen Süleyman Aydın’ları, adlarını burada tek tek sayamayacağım tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla, minnetle anıyorum.


Vatan size minnettardır…


Ruhları şad olsun, gazaları mübarek olsun.


bottom of page