top of page

PKK KİMİ TEMSİL EDİYOR? - Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyet, 7 Kasım 1993

  • Yazarın fotoğrafı: Tahakküm Haber
    Tahakküm Haber
  • 12 Ağu
  • 2 dakikada okunur

PKK’nın kimi ve ne ölçüde temsil ettiği sorusu, çok önemli.


PKK eğer Türkiye’de yaşayan Kürt kökenli yurttaşların çoğunluğunun duygu ve düşüncelerini dile getiriyorsa… Devlet bir yandan şiddet eylemlerine karşı koyarken, öte yandan da eylemcilerin istemleri yönünde adımlar atmak zorundadır.


Ama durum öyle değilse… Yani PKK, ancak bir azınlığın ve bu arada bazı dış güçlerin temsilcisi ise iş değişir. O durumda, PKK’nın istemleri doğrultusunda politikalar saptamak, Kürt kökenli çoğunluğu silahlı bir azınlığın ellerine teslim etmek demek olur.


“Demokratikleştirelim” derken, kitleleri tümden korku ve baskının egemenliğine bırakmak olur. Dış güçlere hizmet etmek olur…


***


PKK ile HEP arasındaki bağlantı artık bilinmeyen bir şey değil.

SHP, 1991 seçimlerinde -hem kendisini hem de rejimin iyiliğini düşünerek- HEP ile bir seçim işbirliği yaptı. Doğu ve Güneydoğu illerinin aday listelerim -neredeyse tümüyle- HEP’in “takdirine” terk etti.


O bölgedeki seçim kampanyası da HEP’lilerin “uygun” buldukları biçimde yürütüldü.


Bu nedenle, bölgedeki seçim sonuçları, PKK’nın ne ölçüde bir “demokratik kitle desteği”ne sahip olduğunun göstergesidir.

O seçimlerde SHP, şu illerde hiç milletvekili çıkaramadı: Artvin Ağrı Van, Bingöl, Gümüşhane, Bitlis, Erzurum(1 ve 2.bölge). Elazığ, Hakkari, Şanlıurfa (1. ve 2.bölge) Bayburt.

CHP’nin geleneksel kalesi Malatya da ise altı milletvekilliğinden sadece bir tanesi kazanıldı.

SHP’nin başarılı olduğu Mardin ve Siirt ise halkın yarıya yakınının Kürt kökenlilerin oluşturmadığı illerdi…


***


Urfa’daki seçimler, özellikle anlamlı ve önemliydi.

SHP listesi “tamamen” önde gelen HEP’lilerden oluşuyordu. Seçim propagandası, yoğun bir biçimde Kürtçe şarkı ve kasetlerle desteklenmişti.

Ve Urfa’nın en yoksul iki mahallesi olan Yakubiye ve Eyubiye’de; DYP’nin 274 ve RP’nin 252 oyuna karşılık, SHP sadece 16 oy alabildi.


(Bir yıl kadar önce KONDA’nın yaptığı bir araştırma da gösterdi ki, PKK’nın Şırnak’ta tabanı var. Urfa’da yok. Çünkü Şırnak insanının umudu yok Urfa insanı ise GAP’ı şimdiden yaşamaya başladı…)


O seçimlerle görevi sona eren TBMM’de “Kürt sorunu”na en çok sahip çıkan üç milletvekili vardı M. Ali Eren, Fuat Atalay ve Nurettin Yılmaz. Bu üç milletvekili de yeniden seçilemediler!...


***


Sorun, bölgenin kötü koşullarından kaynaklanan bir sorun mudur? Yoksa bir “Kürt “sorunu mudur?


Eğer sorun “etnik” kökenli ise niçin bölgeden göç eden Kürt kökenli yurttaşlarımızın hiçbirisi Kuzey Irak’taki “Kürt devleti”ne sığınmıyor?

Niçin kendisi ile aynı “kültürel kimliğe” sahip olan insanlarla birlikte olmayı seçmiyor da İstanbul’a, İzmir’e, Ankara ya, Adana’ya gidiyor?

Eğer bunalım “etnik kimlik” üzerindeki baskıdan kaynaklanıyorsa bu baskı Şırnak’ta mı daha fazladır? Yoksa -kendinden farklı kültürel kimliklere sahip insanların yoğun bulunduğu- İstanbul’da mı daha fazladır?


Niçin, kuşaklar boyu İç Anadolu’nun kırsal kesiminde toplu halde ya da büyük kentlerde dağınık olarak yaşayan milyonlarca Kürt kökenli yurttaş silaha sarılmadı? Bir “bunalım” yaşamadı?...


***


Güneydoğu’daki 22 ilin -yeraltı kaynakları dahil- ulusal gelire katkısı, sadece yüzde 7.

Yarı feodal yapı, yer yer varlığını koruyor. Gelir dağılımı adaletsizliği, Türkiye’nin her yerinden daha yüksek İşsizlik, Türkiye’nin her yerinden daha yüksek.

Can ve mal güvenliği yok 15 yaşındaki gençler, normal bir hukuk rejiminde yaşamamışlar. Demokrasiyi, özgürlüğü tanımıyorlar.

İnsanlar umutsuz… Ve Suriye, Irak, Iran, Ermenistan komşu…


O yöre kuşaklar öncesi boşaltılsaydı… Kürtlerin yerine Lazlar, Çerkezler, Boşnaklar, Türkmenler doldurulsaydı… Ne değişirdi?

Bugünkü bunalım gene -bazı ayrıntılarla- yaşanmaz mıydı?...


Evet, sorun ‘etnik’tir. Ama geniş kitleler için değil, PKK ve bir avuç Kürt okumuşu için!...

Kürt kökenli kitleler ise “gerçek ve “demokratik” temsilcilerini bekliyorlar!...


Ahmet Taner KIŞLALI

Cumhuriyet, 7 Kasım 1993.


PKK’nın kimi ve ne ölçüde temsil ettiği sorusu, çok önemli... PKK’nın istemleri doğrultusunda politikalar saptamak, Kürt kökenli çoğunluğu silahlı bir azınlığın ellerine teslim etmek demek olur... “Demokratikleştirelim” derken, kitleleri tümden korku ve baskının egemenliğine bırakmak olur. Dış güçlere hizmet etmek olur... - Ahmet Taner Kışlalı - PKK KİMİ TEMSİL EDİYOR?
Kaynak 1: Kemalizm Laiklik ve Demokrasi, Ahmet Taner Kışlalı, İmge Kitabevi Yayınları, 8. Baskı, Mart 2007, s. 270-273. Kaynak 2: https://ahmettanerkislali.com

bottom of page