YAPICI MİLLİYETÇİLİK - Doğan Avcıoğlu, YÖN, Yıl: 1 - Sayı: 4, 10 Ocak 1962, s.3

Gerçek anlamıyla milliyetçilik, yapıcı olmayı gerektirir. Sadece his ve heyecana dayanan, akıldan uzak bir milliyetçilik anlayışı, milletin yararına kullanılabilecek enerjiyi ve vakti israftan başka bir şey değildir. Çok çetin iktisadi ve sosyal davalara karşı karşıya bulunan Türkiye'mizde ise, bu tarz kısır bir milliyetçilik, memleketin, takatını aşan bir lükstür.
İktisadi alanda, ölüm-kalım savaşı verdiğimizi bir an bile unutmayarak, yapıcı çözüm yolları ortaya koymak ve ciddiyetle çalışmak, vatanseverliğin bugün ilk şartıdır.
Halbuki ne görüyoruz? Milliyetçilik lafını ağzında geveleyen birtakım gevezeler ortalıktadır. Bu insanlar, milliyetçiliğin gölgesine sığınarak fikirsizliklerini gizlemeye çalışmaktadır.
Fikir fıkarası gevezelerin yanı sıra, çıkar peşindeki bazı insanlar, milliyetçilik kavramının kafalardaki etkisinden medet ummaktadır. 27 Mayıs Hareketini gayrimeşru göstermek telaşı içinde bulunan miyop açıkgözler, milliyetçilik taslamaktadırlar! Kayseri Cezaevindekileri ticaret metaı haline getiren birkaç yayın organı milliyetçi geçinmektedir! Misakı Milliyi unutarak hudutlar ötesi maceraların rüyasını gören kafatası ölçücüleri, milliyetçilik müzayedesine girişmişlerdir!
Milliyetçiliği ticaret metaı veya gevezelik konusu hâline getiren bu fikirsiz kalabalığın başvurduğu metod malumdur. Karşılarına dikilen gerçek milliyetçileri, komünistlik damgasını yapıştırarak susturmak, değişmeyen metoddur. Sosyal adalet isteyen vatanseverler komünisttir. Köyün hızla uyanmasını ve istihsal gücünün artmasını sağlamak maksadıyla Köy Enstitülerini savunanlar komünisttir. Кöу Enstitülerinden çıkanlar komünisttir. İnsanca yaşama savaşı yapan işçiler ve sendika liderleri komünisttir. Her türlü istismara karşı dikilen vicdan sahipleri komünisttir. 27 Mayıs Hareketinin yanında yer alan devrimciler komünisttir. Hür düşünceyi savunanlar, komünisttir. Çağdaş Batı memleketleri seviyesine bir an önce erişmek için planlı kalkınma ve devletçilik isteyenler komünisttir. Kısaca, onlardan olmayanlar, yani bu milleti ileri götürmek için çırpınan Atatürkçüler komünisttir.
Sorunuz onlara: Artan nüfusu nasıl besleyeceğiz? Açlık tehlikesini nasıl önleyeceğiz? Bu nüfusa, nasıl iş sağlayacağız? İşsizliği nasıl durduracağız? Çocuklarımızı nasıl okutacağız? Büyük şehirlerin gecekondu diyarı haline gelmesine nasıl son vereceğiz? Köylünün sömürülmesini nasıl durduracağız? Milleti fakirlikten nasıl kurtaracağız? Milli tasarrufu nasıl arttıracağız? Yatırımları nasıl en verimli şekilde kullanacağız?
Sorularınız cevapsız kalacaktır. Fikir fıkrası yaygaracılar, küfür ve iftiradan başka cevap bulmayacaktır. Halbuki sosyal huzurun gerçekleşmesi ve komünizm tehlikesinin önlenmesi, yukarıdaki meselelerin çözülmesine bağlıdır. Kısır bir milliyetçilik memleketimizi komünizme götürecek en kestirme yoldur.
Çıkar Yol
Bugün iktisadi, siyasi ve sosyal bir buhranın içinde bulunuyoruz. Sayısız teminat getiren bir Anayasa ve adil bir seçim sistemine rağmen, rejim tehlikededir. İşçi hareketlerinin de gösterdiği üzere, sosyal huzursuzluk günden güne artmaktadır. Ekonomi tam bir çöküntü içindedir. Amerikan yardımının bir an durduğunu farzedin: Benzinsizlikten kamyonlar, yedek parça ve ham madde sıkıntısından fabrikalar işlemeyecektir. Büyük şehirler aç kalacaktır. Doğu’da kıtlıktan insanlar ve hayvanlar birbirini yiyecektir.
Bu buhranlı durumda, gerçek milliyetçinin ve vatanseverin vazifesi, çıkmazdan kurtuluş yolu aramak, bir çıkar yol bulmak için çırpınmaktır. YÖN bu gayeyle ortaya çıkmıştır. Yüzlerce Atatürk çocuğunun imzasını taşıyan YÖN’ün BİLDİRİ’si bu çırpınışın müsbet yolda bir ifadesidir. «Yeni Devletçilik» anlayışı, bir kalkınma metodu olarak ortaya konmuştur.
Biz şahsen, bir adım daha atarak, demokratik bir sosyalizmin tek çıkar yol olduğuna inanıyoruz.
Gerçekler ortadadır: En elverişli şartlara rağmen, özel teşebbüse dayanan Batı ekonomileri, çok yavaş bir kalkınma sağlamıştır. Prof. Sadun Aren'in seri yazısında belirttiği üzere, 1860-1950 tarihleri arasındaki 90 yıllık devrede, insan başına düşen yıllık ortalama millî gelir artışı İngiltere’de yüzde 1.2, Fransa'da 09, Almanya'da 1.4, İsveç'te 1.4'ten ibaret kalmıştır. Düşük işçi ücretlerine, adaletsizliklere ve bütün dünyanın Avrupa lehine istismarına rağmen, serbest piyasa ekonomisi çok yavaş bir gelişmeyi gerçekleştirebilmiştir. Halbuki nüfusu hızla artan fakir memleketimiz, bir parça ilerlemek ve Batı memleketleriyle aralarındaki mevcut mesafeyi azaltmak için, asgarî yüzde 5 oranında net bir kalkınma hızı sağlamak zorundadır. Tarih, özel teşebbüse dayanan bir ekonomik sistemin bu hızda bir kalkınmayı yürütemeyeceğini ortaya koymuştur. Böyle bir sistemde, plânlama yetersiz kalmaya mahkûmdur. Zaman zaman görülen durgunluk ve işsizlikten kurtulmak çok güçtür. Sistem küçük işletmeleri çoğalttığı için verimsizdir. Kaldı ki, özel teşebbüse dayanan bir ekonominin az çok hızlı bir kalkınmayı sağlayabilecek tasarruf hacmini gerçekleştirebilmesi, ücretlerin düşük olmasına, fakir sınıflardan alınan vergilerin büyük müteşebbislere aktarılmasına, geniş bir himaye sistemiyle yerli sanayicilerin yüksek fiyatlı mamullerinin müstehlikin aleyhine olarak korunmasını bağlıdır. Yirminci yüzyıldan ikinci yarısında, uyanan ve millî refahtan payını isteyen kitlelere, böyle bir sistemi kabul ettirmek imkansızdır.
Yavaş ve adaletsiz bir kalkınma, geçen yüzyılda mümkündü. Yirminci yüzyılda, yavaş ve adaletsiz bir kalkınma, komünizme giden en kısa yoldur. Ancak sosyalizm, demokratik düzen içinde, hızlı ve adil bir kalkınmayı sağlayabilir. Sosyalizm külfet ve nimette eşitliği gerçekleştirerek, «elle gelen düğün bayram» havası içinde milletçe fedakârlığa elverişli ortamı yaratır. Çalışmayı toplumun en yüksek değeri haline getirerek, çalışma aşkını kuvvetlendirir. Böylece, tasarruf ve yatırım hacmi artarak kalkınma hızlanır.
Liberal ekonomilerde yama gibi duran ve ekseriya süsten ibaret kalan plan, sosyalist ekonominin ayrılmaz bir parçasıdır. Plancılık, verimli büyük işletme ve kooperatifçilik hareketi, sosyalizmde en elverişli zemini bulur. Bu da milli kaynakların israfını azaltır.
Sosyalizm, tek kelimeyle, sosyal adalet içinde hızlı kalkınma metodudur. Sosyal adalet içinde hızlı kalkınma ise, memleketimizi bugünkü çıkmazdan kurtaracak tek yoldur. Bunun içindir ki, sosyalizm en büyük milliyetçiliktir.
Doğan Avcıoğlu
YÖN, Yıl: 1 - Sayı: 4, 10 Ocak 1962, s.3

