top of page

“ERMENİ SOYKIRIMI” İFTİRASI Hangi Koşullarda, Neden Gündeme Getirildi? Uluç Gürkan yanıtlıyor…

Yazarın fotoğrafı: Tahakküm Haber
Tahakküm Haber
24 Nis
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 27 Eki

Eski TBMM Başkanvekili Uluç Gürkan'ın 1915 Olayları Üzerine Değerlendirmeleri


24 Nisan ve Ermeni Soykırımı İddiaları


Eski TBMM Başkanvekili Uluç Gürkan, 1915 olaylarının yıl dönümü olarak uluslararası Ermeni diasporası tarafından “ERMENİ SOYKIRIMININ (!)” başlangıcı kabul edilen 24 Nisan bağlamında yapılan suçlamaların arka planını detaylı bir şekilde ele aldı. Bu bağlamda, Gürkan'ın açıklamaları, tarihsel olayların güncel siyaset üzerindeki etkilerini anlamak açısından son derece önemli bir perspektif sunuyor.


Gürkan, bugüne kadar 24 ülke ve 2 uluslararası kuruluş parlamentosunda Türkiye’yi soykırımla suçlayan yaklaşık 60 karar alındığını belirtti. Bu kararların yalnızca 7'sinin 1915-1993 yılları arasında alındığını, 50'den fazla kararın ise 1993 sonrasında gündeme geldiğini ifade etti. Bu durum, uluslararası ilişkilerde tarihsel olayların nasıl bir silah olarak kullanılabileceğini gözler önüne seriyor.


Medeniyetler Çatışması Tezi


Ermeni soykırımı iddialarının, 1990'lı yıllarda Sovyet sisteminin çökmesi ve Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte şekillendiğini vurgulayan Gürkan, Samuel Huntington'ın din farklarını ön plana çıkardığı ve Türkçeye ‘Medeniyetler Çatışması’ adıyla çevrilen tezi temelinde biçimlendiğini belirtti. Bu tez, neoliberal küresel kapitalizmin düşmanı olarak komünizm yerine İslam’ın almasıyla birlikte, Türk-Ermeni çatışmasının da bu düşmanlığın tarihi köklerini oluşturduğunu öne sürmektedir.


Huntington’a göre, Hristiyanlık uygarlığı lehine bir çözümleme yapılabilmesi için Türkiye'nin, Atatürk'ün laik ve demokratik cumhuriyet mirasını reddetmesi ve İslam dünyasına Batı yararına liderlik etmesi gerekmektedir. Bu durum, Ermeni Soykırım iddialarının uluslararası bir boyut kazanmasına ve geçmişe ait bir hesaplaşma olmaktan çıkıp güncel bir siyaset aleti olarak kullanılmasına yol açmıştır.


Ön Yargılar ve Nefret


Gürkan, din temeline dayandırılan ‘Medeniyetler Çatışması’ odaklı bu olayların nefret içerikli olmasının yanı sıra ön yargılı olduğunu da belirtti. Bu noktada, “Ermeni Katliamı Suçlaması: Malta Yargılaması” adlı çalışmasında bu ön yargıların mutlaka aşılması gerektiğini vurguladı. Bilgi temelli bir yaklaşımın benimsenmesi ve nefretten arındırılması gerektiğinin altını çizdi.


Bu bağlamda, Gürkan’ın düşünceleri, tarihsel olayların günümüzde nasıl bir anlam kazandığını ve bu anlamın nasıl şekillendiğini anlamak açısından önemli bir katkı sunuyor. Tarih, sadece geçmişte yaşanan olayları değil, aynı zamanda bu olayların günümüzdeki yankılarını da içeriyor. Bu nedenle, tarihsel bağlamda yapılan analizler, güncel politikaların anlaşılmasına yardımcı olabilir.


Tarihsel Olayların Güncel Siyasete Etkisi


Günümüzde, tarihsel olayların siyasette nasıl bir rol oynadığına dair pek çok tartışma yürütülmektedir. Özellikle 1915 olayları gibi tartışmalı konular, uluslararası ilişkilerde önemli bir yer tutmaktadır. Bu tür olaylar, sadece tarihsel bir hesaplaşma değil, aynı zamanda güncel politikaların şekillenmesinde de etkili olmaktadır.


Tarihsel olayların güncel siyasete etkisi, sadece Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerle sınırlı kalmamaktadır. Aynı zamanda, bu tür olaylar, uluslararası arenada da önemli bir gündem maddesi haline gelmektedir. Bu durum, ülkelerin dış politikalarını şekillendirmekte ve uluslararası ilişkilerdeki dinamikleri etkilemektedir.


Sonuç


Sonuç olarak, Uluç Gürkan’ın değerlendirmeleri, 1915 olaylarının tarihsel ve güncel bağlamda nasıl bir anlam taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu tür tartışmalar, sadece geçmişe ait bir hesaplaşma değil, aynı zamanda günümüzdeki politikaların da şekillenmesine katkıda bulunmaktadır. Tarih, geçmişin izlerini taşırken, aynı zamanda geleceğe dair önemli ipuçları sunmaktadır.


Bu nedenle, tarihsel olayların analizi, sadece akademik bir çaba değil, aynı zamanda güncel politikaların daha iyi anlaşılmasına yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir. Gürkan’ın vurguladığı gibi, ön yargıların aşılması ve bilgi temelli bir yaklaşım benimsenmesi, bu sürecin önemli bir parçasıdır.



bottom of page